Translate

1 Kasım 2010 Pazartesi

Fahriye Evcen (Yaprak Dökümü-Necla, Veda-Mehpare)





Fahriye Evcen 4 Haziran 1986 Solingen doğumlu.,Boyu 1.70. Yaprak Dökümü dizisindeki Necla rolüyle ün kazandı. Aslen Samsun Bafralı'dır. Dört kardeşin en küçüğü olan Fahriye Evcen'in babası Selanik göçmeni ve annesi Çerkez. Almanya Düsseldorf Heinrich-Heine Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde okurken dizi teklifleri alınca, okulu dondurup annesiyle birlikte İstanbul'a yerleşen Fahriye Evcen, Yaprak Dökümü adlı dizide Necla karakterini canlandırmaktadır. Fahriye Evcen ilk sinema deneyimini 11 Nisan 2008 yılında yayınlanan Cennet filminde başrol oyuncusu olarak yaşadı, aynı sene Aşk Tutulması filminde başrol oynadı.

Sevdiği kitap : Gothe "Faust"
Hayat Felsefesi: "Carpe Diem"
Spor : Yüzmeyi seviyor ve vakit buldukca spor yapmaya özen gösteriyor
Hobileri : Arkadaşlarıyla ve annesiyle vakit geçirmek sosyoloji ve psycholoji kitapları okumak


Film ve dizileri

• Hasret, Songül (2006)
• Cennet (2007)
• Aşk Tutulması, Pınar (2008)
• Yaprak Dökümü, Necla (2006-2010)
• Asla Unutma (2005)
• Takiye:Allah Yolunda (2010)
• Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak (2010)


“Oya Aydoğan sadece vesile oldu”

Ay Yapım - Kerem Çatay imzası taşıyan Kanal D’nin rekortmen dizisi
“Yaprak Dökümü’nün oyunculuk yeteneği kadar güzelliğiyle de dikkat çeken Necla’sı Fahriye Evcen’e teklif yağıyor.
Çok sayıda film ve reklam önerisi götürülen Evcen ise daha çok seçimlerini farklı ve doğru işlerden yana kullanmaya çalıştığını söyledi. Genç kuşağın beğenilen oyuncuları Saadet Işıl Aksoy ve Rojda Demirer ile bir dondurma reklamının yüzü olan
Evcen, Oya Aydoğan’ın sayesinde oyunculuğa başladığıyla ilgili bilginin yetersiz olduğunu belirtti.
Aydoğan ile tanışmadan da yaşadığı Almanya’da amatör de olsa oyunculukla ilgilendiğini anlatan Evcen, “Oyunculuk
yapmayı hep istiyordum ama ekranı değil, tiyatro oyunlarında rol almayı istiyordum.
Ekranda oyunculuk ve bu işe Türkiye’de başlangıcım Oya Aydoğan’ın vesilesiyle oldu”
dedi.

Size çok sayıda, film ve dizi teklifi geldiğini duydum. Bir dondurma markasının yüzü oldunuz. Seçimlerinizi neye göre yapıyorsunuz?

Evet, şimdi bir reklam filmimiz var. Doğru işler yapmaya özen gösteriyorum. Filmde, dizide, reklamda farklı işler yapmak benim için önemli. Geçen yaz çektiğim “Cennet” filmi gibi diğer işlerin kopyası olmayan orijinal, benim gözümde iş yapabilecek bir iş olmalı. Yaptığım işlerin bir anlamı olsun. Bana bir şeyler katsın, ben ona bir şeyler verebileyim. Şimdi oynadığım bir dizim var ama bundan sonraki dizim için de aynı kriterlerim geçerli. Sadece bir işte olmak için o işi yapmamak lazım.

Yaprak Dökümü’nün ekranda bir fenomene dönüşmesi sizi şaşırttı mı?

İşe ilk başladığımızda herkesin böyle bir tereddütü vardı. Çünkü Reşat Nuri Güntekin’in eseri bir dönem hikâyesi... İlk görüşmeye gittiğimde dönem mi çekeceksiniz diye sordum. Onlar da, günümüze uyarlayacaklarını söylediler. Kafamda bir soru işareti kaldı. İnsanlar bunu nasıl görecekler diye... Hiç beklediğimiz gibi olmadı ve çok çok iyi gidiyor.

Haftada kaç gün settesiniz? Değişiyor... İki, üç, bazen dört gün...
Hayranlarınız adınıza fan sitesi kurmuş, hakkınızdaki yorumlara bakıyor musunuz?
Ara ara bakıyorum. Fan siteme de ancak üye olup bakabildiğim için orada neler yazdığını çok fazla bilmiyorum.

Bugüne kadar sizi çok şaşırtan bir seyirci yorumu oldu mu?

İnsan diziyi seyircinin bu kadar gerçek sanmasını garipsiyor ama artık alıştım. Artık çoğu yorumları duymuyorum bile... Ama bir ara sokakta arkamdan bağıranlar oluyordu. Necla’nın konumu çok doğru bir yerde değildi ve ona yönelik negatif tepki alıyordu. Ama olağan şeyler bunlar... Her dizide oluyor. Belki olmaması gerek ama bir bakıma seyircinin diziyi benimsediğini ve o karaktere inandığını gösteriyor.
Necla’nın kız kardeşinin kocasıyla kaçması gibi sert sahneleri oynamadan önce seyirciden sert tepki alırım diye bir çekinceniz oldu mu?
Yok (Gülüyor), çok ekstrem şeyler oynamadım. Hiç insanlar ne der diye düşünmedim.

“Oya Aydoğan sadece vesile oldu” “Oyunculuğa daha önce bir şey yapmadan hazır başladım sanılıyor ama öyle değil. Almanya’da tiyatroyla amatör de olsa uğraştım. Orada konservatuvara gitme gibi bir düşüncem vardı. Türkiye’ye geldiğimde Oya Aydoğan vesile oldu. Televizyon hiç aklımda yoktu, tiyatro yapmayı istiyordum. Oya Aydoğan, ‘Oyunculuk yapmak ister misin?’ dedi. Orada kurulu bir düzenim vardı ve buraya taşınmayı istemediğim için önce reddettim. Sonra kendimi dinledim ve oyunculuğun benim yapmak istediğim bir şey meslek olduğunu, neden Türkiye’de başlangıç yapmamayım ki diye düşündüm. Başlangıç Türkiye’de olsun ve sonra bu işi Almanya’ya taşıyabilirim diye düşündüm. Türkiye’de televizyonla oyunculuğa adım attım. Bu işi Almanya’ya taşımayı istiyorum. Almanya bana yabancı gibi gelmiyor. Orada yetiştiğim için Türkiye ile orası benim için eşit.”(Milliyet-3.5.2008)


“Fahriye geldiği yeri unuttu”

Oya Aydoğan, beş yıl önce sunduğu programda seyirci olarak geldiğinde keşfettiği ve daha sonra o dönemki yapımcı sevgilisi İbrahim Mertoğlu'nun dizisinde oynattığı "Yaprak Dökümü" dizisinin Necla'sı Fahriye Evcen'e ateş püskürdü. Aydoğan konuk olarak Radyo Pink'te katıldığı 'Cadı Kazanı' programında Evcen'e tepki gösterdi. Evcen'in ismini ağzına almadığını söyleyen Aydoğan, "Bu çok ayıp. Fahriye tamamen benim keşfimdir. Almanya'da daha önce oyunculuk yapıyordum demiş. Oyunculukla asla alakası yoktu. Almanya'nın küçük bir kasabasında yaşayan bir kızdı. Geldiği yeri çabuk unuttu. Oyunculuk aklında bile yoktu. Ben onu görmeseydim fabrikada çalışıyor olacaktı" dedi.

"Alişan'ın konserinde bile sıraya girermiş"

Yaklaşık bir yıldır Özcan Deniz ile birlikte olan Evcen'i kendisi keşfetmemiş olsaydı şu anda evli ya da nişanlı olacağını söyleyen Aydoğan, şöyle konuştu:
"Belki şimdiye kadar evli veya nişanlı olurdu. Benim programımda konuklar arasındaydı. Program sonrasında yanıma çağırıp oyunculuk yapmak isteyip istemediğini sordum. Hiç düşünmüyordu. Ertesi gün Almanya'ya gitti. Sonra onları arayıp ısrar ettim babasıyla görüştüm. Ediz Hun ve Hülya Koçyiğit'in bir dizisi vardı. Nuran Devres'e Fahriye'de bir rol yazdırdık. Sonra babası çikolatayla teşekkür etti. Benim adımı ağzına almıyormuş. Sen kimsin? Geçenlerde Alişan söyledi. Alişan'ın konserlerinde tanışmak için sıraya giren sıradan kızlardan biriymiş. Ben arayıp da bunu söyledin mi demem özür de beklemiyorum. Bu yenilerde böyle bir durum var. Çok zavallıca bir durum." (Milliyet-3.2.2009)

Hiç yorum yok: